Z Kuşağı Konuşuyor: "Doğa en ufak bir fırsatta kendini onarmayı başaracaktır"

Türeticilik nedir? Dünyanın kaynakları kısıtlı mıdır? Bu kaynakları en güzel biçimde nasıl kullanmalıyız? Her geçen gün fakirleşen dünyamızda şirketlerin daha az maliyetle daha çok insan çalıştırmak için ev endüstrisine yönelmesi hakkında neler düşünüyoruz? İşte tüm bunları konuşuyoruz. Z Kuşağına sormaya devam ediyoruz. Lise öğrencisi Ali Doğaner ile türeticilik üzerine biraz sohbet ettik sevgili okurlar.  

Dünyadaki kaynakların kısıtlı olduğunu düşünüyor musun?

Kaynaklar, biz insanların yaşamı için sınırlı. Ancak doğanın varlığı için bir sınır yok. Çünkü doğa en ufak bir fırsatta kendini onarmayı başaracaktır, insana ihtiyaç duymadan.

Sürdürülebilir bir dünya için neler yapmalıyız?

Önce sürdürülebilir yaşama dair oluşturduğumuz algıyı revize etmeliyiz. Okullarda sadece bir ‘‘proje konusu’’ olmaktan çıkartıp insanların sürdürülebilirliği bir yaşam biçimi olarak hayatlarına yerleştirebilecekleri gerçekliğini temel algı olarak edinmeliyiz.

Türeticilik sence ne demek?

Bence türeticilik, tüketici ve üretici arasında bir çevreci bağ kurmayı hedeflemek, üretim ve tüketimin dengeli bir biçimde ilerlemesini, tüketim sektörünün üretimi ezmesini ve buna bağlı olarak da üretimin tüketime ‘‘yetişebilmek’’ için çevreci arka planı unutmasına engel olmaktır.

Türetici olmak sence dünyaya ne katar?

Şuna inanıyorum ki doğa, bizim attığımız bir adımda bile 10 adım serpilecek, üstündeki petrol kalıntılarını silkeleyecek. Bu noktada bizim türetici sisteme tamponlayarak geçişimiz, hem kendi yaşam kalitemizde bir artış olmasını sağlayacakken sonraki nesiller için de bir dünya bırakabilmemizi sağlayacaktır.   

Ev endüstrisi sence ne demek?

Pek bilgim olmamasına rağmen aklıma gelen şey evimiz gibi küçük görünen ama her evde uygulanırsa tüm dünya anlamına gelecek sürdürülebilir bir ev yaşamı. Evimizde, bitkilerimiz ve çıkardığımız çöplerle sürdürülebilir adımlar izlemek, örneğin çöplerimizi ayırarak dönüştürmek, bitkisel atıkları çiçeklerin dibine gübre olarak koymak, aklımda ‘‘ev endüstrisi’’ olarak canlanıyor.

Evden çalışmanın iş verenler açısından daha az maliyetli olduğunu düşünüyor musun?

Zannımca daha az maliyetlidir. Özellikle büyük şehirlerde katlanan yol masrafını da hesaba kattığımızda küçük bir iş verenden daha büyük istihdam sağlayanlara kadar uzaktan çalışma, iş verenler için daha az maliyete sahip olabilir.

Çalışma hayatına girdiğinde evden çalışmayı ister miydin?

Şahsen ortamların ve insanlarla doğrudan o ortam içerisinde bulunmanın enerjisine çok inanan, ötesinde bundan da beslenen bir insanım. O yüzden tabii ki rahat, kendimi iyi hissettiğim bir ortamda canlı ve kanlı olarak durmak beni çok daha fazla tatmin edecektir.

Dünyanın fakirleşmesi ile evden çalışmanın bağlantılı olduğunu düşünüyor musun? Neden?

Bir noktada her kesimin evden çalışamayacağını düşündüğümüz zaman özellikle gelir durumu daha düşük ve böyle küresel bir duruma adapte olamayacak işlerde çalışan insanların fakirleşmesinde sebep olabilir. Ancak bence dünyadaki fakirliğin en temel sebepleri; sömürü düzeni, hızlı tüketim, fakirliğin romantize edilmesi gibi durumlar.


Yorumlar