Bir İstanbul Öyküsü

Bir İstanbul Öyküsü anlatarak başlamak istiyorum Türetici Öyküler serimize. 

Yaklaşık 40 yıl önce İstanbul'a gelmiş bir aile vardı. Ekranda gördüğünüz örgü işi o ailenin üyelerinden biri tarafından yapıldı. Evde kıyıda köşede kalmış iplerden patik olsun diye yola çıkılmıştı. Ardından 'Bundan patik olmaz' diyerek henüz ne olduğu, nasıl kullanılacağı bilinmeyen bir şeye dönüştürüldü örgü. Onu ben yaptım. Bahsettiğim aile benim ailem. Bu İstanbul Öyküsü'nün kişilerinden biri de benim. Bu fotoğraftaki örgüyü hala daha ne olarak kullanacağıma karar vermedim.

Bizimkiler İstanbul'a doğru yola çıkmışlar. Buraya geldiklerinde hayata sıkı sıkı sarılmışlar. Dükkanlar açmışlar, dükkanlar kapatmışlar, iflas edilmiş hatta bir dönem. Yeni işlere girmiş dedem, sonra olmamış çıkmış. Bir sıra evdeki iplerle, kumaşlarla ufak tefek dikişler yapılmış. Öyle de devam etmiş bu süreç. Evde türetmişler. Evin geçimini evden sağlamışlar. Ekonomistler bunun adına ev endüstrisi diyormuş. Yıllar geçtikçe büyümüş İstanbul'daki küçük evin küçük dikişhanesi. Bir tekstil atölyesine dönüşmüş. Bundan sonrası da malum... Bugünlere kadar gelmişler. 

Türetici Öyküler'de evde çalışan insanların öykülerine eşlik edeceğiz. Türeticiler bu öyküleri çok sevecek. 





Yorumlar